Ramazan ayının faziletleri hakkındadır

Ramazan orucundan evvel farz olan oruçlar

Ramazan lafzının manası

Kur'an'ın Ramazan Ayında indirilmesi

Ramazan Ayına has faziletler

Ramazan Ayı hakkında başka bir rivayet

Ramazan kelimesindeki harflerin ifade ettiği manalar

Ayların efendisi, milletlerin efendisi

Kadir gecesinin faziletleri hakkındadır

Kadir gecesini aramak

Kadir gecesi ve cuma gecesi

Kadir gecesinin gizli tutulmasındaki hikmet

Allah-ü Teala'nın (CC) Rasulüllah (SAV) Efendimize ihsan eylediği beş gece

Kadir gecesinin alametleri

Teravih namazı

Teravih namazının cemaatle kılınması ve onda Kur'an'ın açıktan okunması

Kadir gecesi ve Ramazan ayının tümü üzerinedir

Ramazan Bayramı üzerine

Bayram günü için Arapça aslına göre: -İYD adının verilmesi

Dört kavmin dört bayramı

Mü'minin ve kafirin bayramı

Bayramın özelliği

 


RAMAZAN-I ŞERİF


Teravih Namazı

 

 

 

Teravih namazı, Rasulüllah (SAV) Efendimizin sünnetidir.

Rasulüllah (SAV) Efendimiz, teravih namazını bir gece kılmıştır.

Denilmiştir ki:

- Rasulüllah (SAV) Efendimiz bu namazı iki gece kılmıştır.

Yine denilmiştir ki:

- Rasulüllah (SAV) Efendimiz, bu namazı üç gece kılmıştır.

Sonraki geceler, Rasulüllah (SAV) Efendimizi yine bu namazı gelip kılmasını beklemişlerdir, ama gelmemiştir.

Bu durum kendisine sorulduğu zaman, şöyle buyurmuştur:

- “Eğer gelseydim; bu namaz size farz olurdu.”

Ve, teravih namazı, Hz. Ömer’in (RA) zamanına kadar öyle kalıp dururdu.

Teravih namazı, Hz. Ömer’in (RA) sünneti olarak bilinir; zira, teravih namazını cemaatle ilk kılan odur.

Teravih namazı üzerine, Hazreti Âişe’den (RA) gelen bir rivayet vardır.

Şöyle anlatılmıştır:

- Ramazan ayında, gece vakti, Rasulüllah (SAV) Efendimiz mescide gitti. Orada namaz kıldı; orada bulunanlar dahi, kendisine tabi olup kıldılar.

İkinci gece, Rasulüllah (SAV) Efendimiz yine çıktı. Gelen cemaat, bir evvelki geceden daha çok oldu; hatta gelenleri mescid almadı.

Ancak, bundan sonraki gece, Rasulüllah (SAV) Efendimiz mescide çıkmadı. Taa, sabaha kadar evinde kaldı.

Sonra, sabah namazına çıktı; sabah namazını kıldıktan sonra, Ashabına (RA) döndü ve şöyle buyurdu:

- “Sizin durumunuz, beni korkutmadı. Ancak çekindiğim: Bu gece kılınan namazın size farz olma ihtimalidir. Bu gece namazı, size farz olduğu takdirde; onu eda etmeye gücünüz yetmeyebilir.”

Hz. Âişe (RA) şöyle devam etti:

- Rasulüllah (SAV) Efendimiz, ramazan gecelerini ihya etmek için Ashabı (RA) teşvik ederdi. Ancak, onlara zor gelecek bir şeyi de emretmezdi.

Rasulüllah (SAV) Efendimizin vefatına kadar durum böyle devam edip gitti. Hz. Ebû Bekir’in (RA) hilâfeti zamanında dahi durum böyle oldu. Hatta, Hz. Ömer’in (RA) hilâfete geçtiğinin ilk yıllarında dahi öyle kaldı. Sonradan, yine Hz. Ömer’in (RA) hilâfeti zamanında, teravih namazı cemaatle kılınmaya başlandı.

- Hz. Ömer (RA), teravih namazı işini, benden duyduğu bir hadîsi şerife dayanarak âdet haline geldi.

Sordular:

- Ya Emir’el-müminin, o hadis-i şerif nedir?

Bunun üzerine Hz. Ali (KV) Rasulüllah (SAV) Efendimizden duyduğu hadis-i şerifi şöyle anlattı:

- “Allah-ü Teala’nın (CC) arş civarında bir yeri vardır. Oranın adına:

- Haziret-ül-Kuds. Denir. Orası nurdandır.

Orada, o kadar çok melek vardır ki; sayılarını ancak Allah (CC) bilir.

Bir an dahi ara vermeden, Yüce Allah’a (CC) ibadet ederler.

Ramazan ayı geldiği zaman, onlar Allah-ü Teala’dan (CC) izin isterler ki: Yeryüzüne inip âdemoğulları ile namaz kılsınlar.

Muhammed (SAV) ümmetinden her kim onlara değse, yahut onlardan bir melek Muhammed (SAV) ümmetinden birine değse, o kimse, saadet bulur. Öyle bir saadet bulur ki: Bir daha şekavete girmez.”

Bunun üzerine, Hz. Ömer (RA) şöyle dedi:

- Onlarla namaz kılıp bu sevabı kazanmaya biz daha haklıyız.

Bundan sonra, cemaatı topladı; teravih namazını kıldırdı ve böylece sünnet olup kaldı.

Anlatıldığına göre; Hz. Ali (KV) ramazan ayının ilk gecesinde dışarı çıktı. Mescidlerde Kur’an okunduğunu duyunca, şöyle dedi:

- Mescidleri nasıl nurlandırdıysa, Allah (CC) Ömer’in (RA) kabrini nurlandırsın.

Buna benzer bir rivayet, Hz. Osman’dan (RA) dahi anlatılmıştır.

Bir başka rivayette, şöyle anlatıldı:

- Hz. Ali (KV) mescidlere uğradı. Oralarda kandillerin parladığını, cemaatın dahi, teravih namazını kıldıklarını görünce, şöyle dedi:

- Ömer (RA), bizim mescidlerimizi nasıl aydınlattı ise, Allah (CC) O’nun (RA) kabrini öyle nurlandırsın.

Rasulüllah (SAV) Efendimizin şöyle buyurduğu anlatıldı:

- “Bir kimse, Allah’ın (CC) evlerinden birine bir kandil asar ise, o kandil sönünceye kadar melekler onun bağışlanmasını dilerler. Bu meleklerin sayısı, yetmiş bin tanedir.”

Ebu Zer-i Gıfarî (RA) şöyle anlattı:

- Rasulüllah (SAV) Efendimiz bize namaz kıldırırdı; birlikte kılardık.

Ramazan ayının yirmi üçüncü (23.) gecesi olduğu zaman, kalktı: Bize namaz kıldırdı. Tâa, gecenin üçte biri geçinceye kadar.

Ramazan ayının yirmi dördüncü gecesi, bize namaz kıldırmaya gelmedi.

Ramazan ayının yirmi beşinci gecesi olduğu zaman, geldi; bize namaz kıldırdı. Taa, gece yarısına kadar bu namaz devam etti.

Biz kendisine şöyle dedik:

- Ya Rasûlellah, bu gecemizi nafile ibadetle devam ettirseniz pek güzel olur.

Bunun üzerine bize şöyle buyurdu:

- “İmam namazını bitirinceye kadar bir kimse onunla namaz kılar ise, kendisine gecenin tümünü ibadetle geçirme sevabı verilir.”

Ramazan ayının yirmi altıncı (26.) gecesi bize namaz kıldırmadı.

Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olduğu zaman, kalktı bize namaz kıldırdı. Hane halkını da topladı. Hatta biz: Felâhı bize kaçıracak diye korktuk.

Sordular:

- Felâh nedir? Şöyle dedi:

- Sahur.

Her Hakkı Mahfuzdur © www.Gavsulazam.de 2003-2006