Dua, kulun ümit dalı ve Rabb'ine (cc) bağlılığının en güzel ifadesidir. Dua, mümin için eşi bulunmaz bir silah, ümit gecesinde hayırlı bir sabah, bela, şiddet ve felaket çemberinden kurtuluş ve ferahtır.

Dua , kulun şerefini artıran, iki alemde de yüzünü ak eden bir güzellik bulutu halinde rahmet katrelerini gönül toprağına döken en hayırlı şeydir.

 

                            GERİ

“Maişet tedariki zorluğuna düşen bir kimseyi evinden çıktığı zaman şöyle demekten men edecek hiç bir şey yoktur:

‘Canıma, malıma ve dinime bismillah. Ey Rabbim (CC)! Beni kazana razı kıl. Bana takdir olunanı benim için bereketlendir, o hale geleyim ki te’hir olunanın ta’cilini, ta’cil olunanın da te’hirini istemeyeyim’.”[1]

 

“Bana Cibril’in (AS) öğrettiğini sana öğreteyim mi? Çok cimri ve kıskanç birine, yahut zalim bir sultana, yahud fahşinden korkduğun kötü bir borçluya işin düşdüğü zaman okursun:

‘Ey Rabbim (CC)! Her şeye mutlak galib ve mutlak büyük ancak Sensin, ben de Senin zayıf ve düşkün bir kulunum. Her türlü kudret kuvvet ancak Seninledir. Ey Rabbim (CC)! Firavun’u Musa’ya (AS) musahhar kıldığın gibi filanı da bana musahhar kıl ve Davud’un (AS)  elinde demiri yumuşattığın gibi onun da kalbini yumuşat. O (AS) senin iznin olmadan bir şey demez, onun nasiyesi de, kalbi de senin kabza-i kudretindedir. Senin senan yücedir ey merhamet edicilerin merhamet edicisi!”[2]

www.GAVSULAZAM.de


[1] el-Ezkar, 116 (İbn es-Seniy’den)

[2] el-Camiu’s-Sağir.
E

 

İNDEX

TASAVVUF

TEVBE-İ İSTİĞFAR

SELAT-U SELAM

KELİME-İ TEVHİD

 

© 2003-2004      www.GAVSULAZAM.de     Her Hakkı Mahfuzdur...