Dua, kulun ümit dalı ve Rabb'ine (cc) bağlılığının en güzel ifadesidir. Dua, mümin için eşi bulunmaz bir silah, ümit gecesinde hayırlı bir sabah, bela, şiddet ve felaket çemberinden kurtuluş ve ferahtır.

Dua , kulun şerefini artıran, iki alemde de yüzünü ak eden bir güzellik bulutu halinde rahmet katrelerini gönül toprağına döken en hayırlı şeydir.

 

 

Fadale İbnu Ubeyd (RA) anlatıyor: “Resulullah (SAV) dua eden bir adamın, dua sırasında Hz. Peygamber’e (SAV) salat ve selam okumadığını görmüştü. Hemen: ‘Bu kimse acele etti’ buyurdu. Sonra adamı çağırıp: ‘Biriniz dua ederken, Allah-ü Teala’ya (CC) hamd u sena ederek başlasın, sonra Peygamber’e (SAV) salat okusun, sonra da dilediğini istesin’ buyurdu.”[1]

Hz. Ömer (RA) anlatıyor: “Resulullah (SAV) buyurdular ki: ‘Dua sema ile arz arasında durur. Bana salat okunmadıkça, Allah’a (CC) yükselmez. (Beni hayvanına binen yolcunun maşrabası yerine tutmayın. Bana, duanızın başında, ortasında ve sonunda salat okuyun.)’.”[2]

Hz. İbnu. Mes’ud (RA) anlatıyor: “Hz. Resulullah (SAV), Hz. Ebu Bekir (RA), Hz. Ömer (RA) beraber otururlarken ben namaz kılıyordum. (Namazı bitirip) oturunca, Allah’a (CC) sena ile zikretmeye başladım ve arkasından Resulullah’a (SAV) salat okuyarak devam ettim. Sanra kendim. için duada bulundum. (Bu tarzımı beğenmiş olacak ki) Hz. Peygamber (SAV); ‘İşte! İstediğin veriliyor. İşte! İstediğin veriliyor.’ dedi.”[3]

Hz. Übeyy İbnu Ka’b (RA) anlatıyor: “Resulullah (SAv) birisine dua edeceği vakit önce kendisine dua ederek başlardı.”[4]

Ebu Müsabbih el-Makrai, Ebu Züheyr en-Nümeyri’den (RA) naklen anlatıyor: “Bir gece Resulullah (SAV) ile beraber çıktık. Derken bir adama rastlatdık. Sual (ve Allah’tan cc. talep) hususunda çok ısrarlı idi. Resulullah (SAV) onu dinlemek üzere durakladı. Ve: ‘Eğer (duayı) sonlandırırsa vacib oldu!’ buyurdu. Kendisine: ‘Ne ile sonlandırırsa ey Allah’ın (CC) Resulü (SAV)!’ denildi. ‘Amin ile’ dedi, uzaklaştı. Adama: ‘Ey fülan! duanı aminle tamamla ve de gözün aydın olsun!’ dedi.”[5]

Hz. Enes (RA) anlatıyor: “Resulullah (SAV) buyurdular ki: ‘Sizden biri dua edince ‘Ya Rabb (CC)! Dilersen beni affet! Ya Rabb dilersen bana rahmet et!’ demesin. Bilakis, azimle (kesin bir üslubla) istesin, zira Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni kimse icbar edemez’.”[6]

Ebu Musa (RA) anlatıyor: “Bir sefere (Hayber Seferi) çıkmıştık. Halk (yolda, bir ara) yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (SAV) (müdahele ederek): ‘Nefislerinize karşı merhametli olun. Zira sizler, sağır birisine hitab etmiyorsunuz, muhatabınız gaib de değil. Sizler gören, işiten, (nerede olsanız) sizinle olan bir Zat’a, Allah’a (CC) hitab ediyorsunuz. Dua ettiğiniz Zat, her biririnize, bineğinin boynundan daha yakındır.’ dedi.”[7]

Hz. Muaz (RA) anlatıyor: “Resulullah (SAV), bir kimsenin: ‘Ya Rabbi (CC)! Senden nimetin kemalini taleb ediyorum.’ dediğini işitmişti. Sordu: ‘Nimetin kemali nedir?’ Bu bir duadır, onunla dua edip, onunla hayır (çok mal) ümid ettim.’ dedi. Resulullah (SAV) ‘Sordum, zira, nimetin kemali cennete girmektir, ateşten kurtulmaktır.’ dedi. Bir başkasının da şöyle dediğini işitti: ‘Ey celal ve ikrab sahibi Rabbim (CC)!’ hemen şunu söyledi: ‘Duana icabet edilmiştir, (ne arzu ediyorsan) durma iste.’ Derken ,bir başkasının: ‘Ya Rabbi (CC)! Senden sabır istiyorum!’ dediğini işitmişti, ona da: ‘Allah’tan (CC) bela istedin, afiyet de iste!’ dedi.”[8]

Hz. Aişe (RA) anlatıyor: “Resulullah (SAV) özlü duaları tercih eder, diğerlerini bırakırdı.”[9]

Hz. İbnu Mes’ud (RA) anlatıyor: “Resulullah (SAV) duayı üç kere yapmaktan, istiğfarı üç kere yapmaktan hoşlanırdı.”[10]

www.GAVSULAZAM.de


[1] Tirmizi, Daavat 66,(3473, 3475); Ebu Davud, Salat 358, (1481); Nesai, Sehv 48, (3, 44).

[2] Tirmizi, Salat 352, (486). Tirmizi, bunu Hz. Ömer’e (RA) mevkuf olarak rivayet etmiştir. Rezin ise merfu olarak rivayet etmiştir.

[3] Tirmizi, Cum’a 64, (593).

[4] Tirmizi, Daavat, 10, (3382).

[5] Ebu Davud, Salat 172, (938).

[6] Buhari, Daavat 21, Tevhid 31; Müslim, Zikr 7, (2678-79); Muvatta, Kur’an 28 (1, 213); Tirmizi, Daavat 79 (3492); Ebu Davud, Salat 358, (1483); İbnu Mace, Dua 8, (3854).

[7] Buhari, Daavat 50, 67, Cihad 131, Meğazi 38, Kader 7, Tevhid 9; Müslim, Zikr 44, (2704);Tirmizi, Daavat 3, 59, (3371, 3457); Ebu Davud, Salat 361. (1526,1527.1528).

[8] Tirmizi, Daavat 99, (3524).

[9] Ebu Davud, Salat 358, (1482).

[10] Ebu Davud, Salat 361, (1524).

 

İNDEX

TASAVVUF

TEVBE-İ İSTİĞFAR

SELAT-U SELAM

KELİME-İ TEVHİD

 

© 2003-2004      www.GAVSULAZAM.de     Her Hakkı Mahfuzdur...