VELİLERLE BERABERLİĞİN FAİDELERİ  
  Veliler salih kul olmaları hasebiyle, onlar ile birlikte olmanın birçok faidesi vardır. Onlar ile olan insanlar, daima Allah (CC) Hz.leri ile meşguliyyetlerinden ötürü, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri'ni hatırlarlar, Rabbimizi (CC) ve O'nun gücünü tefekkür ederler.  
 
 
 
 

 

 

 

 

Ey derde dermân isteyen,

Yetmez mi dert derman sana

Ey râhatı can isteyen,

Kurbân olan candır sana.

 

Yağma edersin varlığın,

Gider gönlünden darlığın

Mahveyle sen ağyarlığın,

Yâr olur misafir sana.

 

Sermâye bu yolda hemen,

Teslim olur buna inan

Sıdk ile Allah'a dayan,

Etmez mi gör İhsân sana.

 

Tevhide ver hep özünü,

Kimseye açma râzını

Şeyh izine tut yüzünü,

Şeyhin yeter burhan sana.

 

Öven kişi yol alamaz,

Maksûdunu tez bulamaz

Bekle maârif kapusun,

Yüz göstere irfan sana.

 

Dünyâ ile ukbâyı ko,

Ulâ ile uhrâyı ko

Var ol kuru sevdâyı ko,

Matlub yeter Sübhân sana.

 

Candan talep kıl yârını,

Ver cânı bul didârını

Yok eyle kendi vârını,

Kim vâr ola cânan sana.

 

Çürüklerin hep sâğ olur,

Zehrin kamû bal yağ olur

Dağlar yemişli bâğ olur,

Cümle cihan bostan sana.

 

Güçtür kati Hakk'ın yolu,

Dergâhı hem gayet Ulu

Sıdk ile olmazsan kulu,

Etmez yolu âsân sana.

 

Kulluğa bel bağlar isen,

Sabah akşam ağlar isen

Sular gibi çağlar isen,

Tez bulunur umman sana.

 

Bülbül oluben ötegör,

Gül gibi açıl tütegör

Aşk yoluna can atagör,

Gülzâr olur nirân sana.

 

Yüzün Niyâzi eyle Hâk,

Dert ile bağrın eyle çâk

Kalbin sarâyın eyle pâk,

Şâyet gele Sultan sana.

 

 
     
 

Bir kimse salih muttaki kimselerle beraber olup onların ahlakı ile ahlaklandığı zaman, birçok faydalar elde eder. Bunlardan bazıları şunlardır:

1. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri o kimseden razı olur.

2. Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin rahmetine kavuşur.

3. O kimsenin bizzat kendisi, çoluk çocuğu, akrabaları ve komşuları muhafaza olunur.

4. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri o kimseyi, kendisine itaat etmesi hususunda muvaffak kılar

5. Salih evlat sebebiyle ana babaları ve akrabaları kabirlerinde sevindirilir. Çünkü hayatta olanların amelleri kabirde bulunan vefat etmiş olan akrabalarına arz edilir.

6. Kıyamet salih kimseler üzerine kopmaz. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri onlara kabirde ve sıratta yardımcı olur. Kabirde iken Cennet bahçelerinden bir bahçede olurlar. Kabir fitnesinden muhafaza olunurlar. Dünyada iken işledikleri salih ameller onları kabirde müdafaa eder.

7. Salih kimseler, dünyada Allah-ü Teala (CC) Hz.lerini tanımak, ahirette ise Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin cemalini, hiçbir gözün görmediği hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir kalbe gelmeyen şeyleri görmekle mükafatlandırılırlar.

8. Salih kimselere benzemek, onların yaptıklarını yapmak kişiye dünyada da ahirette de şeref kazandırır.

9. Salihlere benzeyen kimse, cennette kendilerine benzediği o salih kimselerle beraber olur.

10. Salih kimselerin üzerinde bulunduğu, ikamet ettiği, oturup dolaştığı yerler, onlarla iftihar eder. Onlar vefat ettikleri zaman bu yerler çok üzülür.

11. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri salih kimselerin sevgisini insanların kalbine koyar.

12. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri salih kimselere dünyada iyi işler yapmak nasib eder. Ahirette ise onları cennet ve Cemalüllahını nasib eder.

13. Salih kimseler, Firdevs cennetine, yüksek derecelere ve tuba ağacına çıkarılırlar.

14. Salih kimselerin duası kabul olur.[1]

Gerçek müslüman salih kimselerin yolunda gitmeli, onlara benzemeye çalışmalıdır. Bir kimse salih kimselere tabi olup onların gittiği yoldan gidememişse onlara dil uzatmaktan çok sakınmalıdır. Çünkü salih kimselere dil uzatmak, öldürücü zehirdir. Salih kimseleri gıybet etmek, başkalarım gıybet etmekten daha tehlikelidir. Onlara düşmanlık, başkalarına düşmanlık etmekten daha kötüdür. Bir kimsenin salihlere yakınlık duyması, onun salihler katarına dahil olduğuna delildir. Bir kimse, kendisinde Salihlere, evliyalara karşı yakınlık ve sevgi, onlardan da kendisine bir yakınlık ve sevgi göremezse, bunun için çok üzülmesi ve ağlaması gerekir. Salih kimseleri seven, onların bereketinden istifade eder.

Kıtmir (Esbabı Kehfin köpeği) salih kimseleri (Eshabı Kehfi) sevdiği ve onlarla beraber olduğu için, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri Kuranı Kerimde (Kehf suresinde) onu (kıtmiri) o silah kimselerle beraber cennetle müjdeledi.[2]

Ey Rabbini (CC) gerçek bilmek ve bulmak isteyen can evliyanın kalbleri, ilahi nurların çıkıp geldiği kaynaklardır. Onların hoşnut olduğundan, Hak Teala (CC) Hz.leri de hoşnut olur. Onlara tabi olan kalblerinde yer eden, büyük saadete kavuşmuştur. Evliyanın iğnesini (dokunaklı sözlerini) ilaç gibi bilmelidir. Âlemlerin Fahri Ebedisi (SAV) Efendimiz buyuruyor ki: “Başkalarını doğruluğa çağıran kimseye kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir.”[3] Devamında da buyuruyor. “Bu Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin yoludur.” diyerek doğru bir çizgi çizdi.[4]

Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin evliya kulları, insanlara ve diğer mahlukata karşı büyük bir rahmeti ilahidir. Çünkü onların vücutlarının varlığı sebebiyle, bütün mahlûkat huzur ve büyük bir rahatlık içindedir. Gelen feyiz ve bereketler rızıklar hep o evliya kulları sebebiyledir.

Batın ilminden bir şey öğrenmeyen kimse, bilmediği şeyleri duyunca, ahmaklığı ve ilimsizliği sebebiyle bunları inkâr eder. Rasulüllah (SAV) Efendimiz: “İlimlerden öyleleri vardır ki, onları ancak marifetullaha sahip olanlar bilirler. Onlar bu ilimlerden haber verdikleri zaman, marifetullaha sahip olmayanlardan başkası onları inkar etmez.”[5] buyurdu.

İmam-ı Ali (KV) Hz.leri şöyle buyurdu: “İslamda benim belimi iki kişiden başkası kıramaz. Bunlar facir alim ile, bidatçı abiddir. Facir olan âlimin günah işlediğini gören insanların ilim öğrenmeye karşı meyli azalır, bidatçı abidin dine sonradan sokulan şeyleri ibadet diye yaptığını görünce, insanların ibadet yapmaya meyli azalır. İnsanlar bunlara bakarak bütün âlimlerin ve evliyanın bu kötü hal üzere olduğunu zannederler. Öyle ki, abidlerin havas tabakasına ve Evliyaullaha da hakaret gözüyle bakıp, onlardan yüz çevirirler. Böylece onların velayet nurlarından güzel sohbetlerinden mahrum olup nasipsiz kalırlar.”[6]

Nitekim Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz: “Fayda vermeyen ilimden sana sığınırım.” buyurdu.[7] Müttaki, salih evliyalar zühd, vera, takva ve hikmetle insanları Allah-ü Teala (CC) Hz.lerine çağırırlar. Takva, vera ve zühd haramlardan kaçmak, şüpheli olmak korkusuyla mubahların çoğunu terketmek ve dünya malına kıymet vermemek demektir. Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz buyuruyor: “Batın bilgileri, Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin sırlarından bir sırdır. O’nun (SAV) hükümlerinden bir hükümdür. Dilediği kulunun kalbine verir.[8]

İmam-ı Malik (RA) Hz.leri buyurdu ki: “İlmi zahire malik olan ilmi batına kavuşabilir. Zahir bilgisi olan kimse, ilmi ile amel ederse Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, ona batın bilgisini ihsan eder.”

Ali bin Muhammed Vefanın arifane sözlerine şaşırıp kalan İmam-ı Ömür Bülkini: “Bunları nereden öğrendin?” deyince, “Allah'tan (CC) korkunuz. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri kendinden korkanlara bilmediklerini öğretir.” mealindeki Bakara Suresinin 282. Ayeti Kerimesini okudu.

Ebu Talib-i Mekki (RA) Hz.leri buyurdu ki: “İlmi zahir ile ilmi batın, birbirlerinden ayrılmazlar. Beden ile kalbin birlikte bulunması gibidirler. Batın ilimleri Arifin kalbinden kalblere akar. Zahir ilimleri, âlimin sözünden öğrenilir.”[9]

Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz buyuruyor: “Alimler Peygamberlerin (SAV) varisleridir.” Bu âlimler, yalnız zahiri ilim sahibi olanlar değildir. Bu âlimler, bildikleri ile amel eden, takva sahibi olan, Peygamberlerdeki ilimlerin hepsine kavuşan hakiki âlimlerdir. Zahiri ilim sahiplerinin niyetleri halis olmadığı için ve şehvetlerinin pençesinden kurtulamadıkları için, ilmin nuru kalplerine girmez. Bunların kalplerini beyinlerini cehennem ateşi temizleyecektir.

İmam-ı Münavi (RA) Hz.leri İmam-ı Gazali (RA) Hz.lerinden haber veriyor: “Ahiret bilgisi iki türlüdür. Biri keşfle hasıl olur. Buna ilmi mükaşefe ve ilmi batın denir. Bütün ilimler, bu ilme kavuşmak için sebepler vesilelerdir. İkincisi, İlmi muameledir, ariflerden çoğuna göre, ilmi batından nasibi olmayanın imansız gitmesinden korkulur. Bundan nasib almanın en aşağısı bu batın ilmine inanmaktır. Bidat veya kibir bulunan kişiye batın ilmi nasib olmaz. Dünyaya düşkün olan ve hep nefsinin isteklerine uyan da, çok şey öğrense de, balın ilmine, bilgisine sahip olamaz. Batın bilgisi, evliyaya tabi olup Yüce Allah (CC) Hz.lerinin rızasını talep eden ve bu vesile ile temizlenmiş kalplerde hâsıl olan bir nurdur.”[10] Zira evliyaya uyan batında Nebiler Nebisine (SAV), oradan da yüce Mevlaya (CC) vasıl olur.

Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz buyurdu ki: “Girmek istemeyen müstesna, ümmetimin hepsi cennete girer.” Bunun üzerine orada bulunan bir Sahabi (RA) cennete girmek istemeyen kimsenin haline taaccüp ederek: “Herkesin arzusu cennete girmektir. Cennete kim girmek istemez ki?” diye arz edince Peygamber (SAV) Efendimiz: “Zahiri ve batini olarak emrettiğim ve nehyettiğim işlerde bana itaat eden kimse, ebedi kalıcı olarak cennete girer. (Bu hususlarda) bana itaat etmeyen ise cennete girmekten imtina etmiş, girmek istememiş olur.”[11]

Nebiler Nebisi (sav) Efendimizin bu Hadisi Şeriflerine gerçek manada uymaları sayesinde evliyanın batınları cilalanır ve kendilerine tabi olan dervişlerinin de gönüllerini Yüce Allah (CC) Hz.lerine meylettirerek temizlemeye vesile olurlar.

Nebiler Nebisi (SAV) Efendimiz diğer Hadisi Şeriflerinde de şöyle buyuruyor: “Yakini öğreniniz.” Bunun manası, yakin sahipleri olan evliya ile buluşun onlardan yakin ilmini dinleyiniz. Onlara uymaya devam ediniz. Onlann yakinleri gibi, onlara uyanlarda yakin kuvvetli olur. Zira evliya izamı yakini (yani Yüce Allah CC. Hz.lerini bilmek) kuvvetlendirmek için çok gayret gösterirler.[12]

Zira evliya izamı daima mahzun, başı önüne eğik ve sükût halinde bulunurlar.

Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinden korktuğunu kıyafetinde, ahlakında, işinde, konuşmasında ve sükutunda belli ederler. Kim evliyaya gerçek gözle bakarsa, Allah-ü Teala (CC) Hz.lerini hatırlar, görünüşleri ilimlerine şahadet eder. Ahiret âlimleri, vakur olmalarıyla, alçak gönüllülükleriyle, insanlara güler yüzlü muamele etmeleriyle, simalarından bilinirler.

www.GAVSULAZAM.de


[1] İslam Ansiklopedisi C.16, S.151

[2] Beyhaki, Malik b. Dina (RA) Hz.leri rivayet etti.

[3] İslam Ansiklopedisi C.15, S.178

[4] İslam Ansiklopedisi C.15, S.178

[5] İslam Ansiklopedisi C.9, S.333; Sülûk-ül Ulemâ adlı eser

[6] İslam Ansiklopedisi C.9, S.333

[7] İslam Ansiklopedisi C.9, S.333

[8] İslam Ansiklopedisi C.17, S.159

[9] İslam Ansiklopedisi C.17, S.160

[10] İslam Ansiklopedisi C.17, S.160

[11] İslam Ansiklopedisi C.17, S.173; Buhari

[12] İslam Ansiklopedisi C.6, S.43

 

İNDEX       ::       GAVSULAZAM       ::       ONİKİ İMAMLAR       ::      SİLSİLE      ::       YOLUMUZ    ::       HOME

©2003-2004   GAVSULAZAM.de      Her hakkı mahfuzdur.