EVLİYALARIN KERAMETİ  
  Muhakkik, müdekkik, alim, amil, kamil, muttaki, evliyalardan zuhur eden harikulade hallere “Keramet” denir. Kerametin hak ve sabitliği Kur’an-ı Kerim, Hadis-i Şerif ve Ehl-i Sünnet vel Cemaat inancında beyan edilmiştir.  
 
 
 
 

 

 

 

 

Evliyâya eğri bakma,

kevn-ü mekân elindedir

Mülke hüküm süren odur,

iki cihân elindedir.

 

Hak onu bunda gönderdi,

kullarını irşâd için

Kime diler imân verir,

kahr-u ihsân elindedir.

 

Sen onu şöyle sanırsın,

sencileyin bir âdemdir

Evliyânın sırrı vardır,

gizli ayân elindedir.

 

Hak Zâtıyla, Sıfâtıyla,

tecelli eylemiş onda

Varlığı Hak varlığıdır,

Emr-i Sübhân elindedir.

 

Kaygusuz eder bu ilmi,

okudum anladım bildim

Bütün âlemlerin hükmü,

kâmil insan elindedir.

 

     
 

Yüce Allah (CC) Hz.leri bu hakikati Mucizel Beyanı’nda buyurur: “Zekeriyya (Peygamber) (AS) ne zaman Meryem’in bulunduğu Mihraba girdiyse, onun yanında bir yiyecek buldu. ‘Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?’ dedi. O da ‘Bu Allah (CC) tarafından. Şüphe yok ki Allah (CC) dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır.’ dedi.”[1] Bu Ayet-i Celile’de, Hz. İsa’nın (AS) annesi Hz. Meryem’in genç yaşta iken ilahi rızka kavuştuğu beyan ediliyor.

Diğer Ayet-i Kerime’de şöyle buyurulur: “Yanında kitaptan bir ilim olan (yani Asaf bin Berhiya) ‘Ben gözün sana dönmeden (gözünü yumup açmadan) evvel onu sana getiririm’ dedi. Vaktaki (Süleyman AS) onu (Belkıs Hanımın tahtını) yanında durur bir halde gördü ve ‘Bu Rabbimin fazlın(Lütfu)ndandır’ dedi.”[2] Bu Ayet-i Celile’de de uzak mesafedeki sarayın, tahtın gözü yumup açıncaya kadar Hz. Süleyman’ım (AS) huzuruna getirilmesini, bir evliya kerameti ile Allah Teala (CC) Hz.leri’nin izniyle sağlıyor.

Kitap ve sünnetin hükümlerini beyan eden İslâm Akaidinde şu hükümler zikredilmistir: “Evliyaların Kerameti Haktır.”[3]

Evliyanın Kerameti harikulade bir şeyin zuhurundan ibarettir. Kerametin haklılığı hususundaki delili zikretmiştik. Binaenaleyh, gerek Sahabe-i Kiram’ın (RA), gerek onlardan sonra gelen salik kulların çoğundan görüldüğü ve Nebiler Nebisi’nin (SAV) devamı olan Evliya İzamından da görüldüğü naklonulan işlerdir ki, inkarı mümkün olmayacak derecede meşhurdur. Evet! Evliyanın Kerameti ortada cereyan eden insanların adedine muhalif ve tabiat üstü olarak az bir zaman zarfında uzak mesafeyi katetmek gibi, su üzerinde yürümek, havada uçmak ve nebadatın ve hayvanların konuşması gibi şeylerdir. Evliyaullahtan bu gibi harikulade acaip ve garaip işlerin zuhuru, kendisi Peygamberlerin Ümmetlerinden bir Ümmet olması halindedir. Binaemaleyh, Resülullah (SAV) Efendimiz’in Nübüvvetinden itibaren Evliyada keramet olarak görülen şeyler, Peygamber Efendimiz’in (SAV) mucizesi sayılır. Zira Evliyanın Veliliği o kerametler ile meydana çıkar. Öyle ise bir kimse dininde sabit ve Hak üzere olmadıkça velilik mertebesine yükselemez. Keramet sahibi de olamaz. Hulasa-i kelam, harikulade olan bir şey, Peygambere nisbetle mucizedir. Evliyaya nisbetle ise keramettir.

Evliya izamı şu sözde ittifak etmişlerdir: “Bir istikamet, bin kerametten hayırlıdır.”[4]

Keramet, Cenab-ı Hak (CC) tarafından emrolunmamıştır ve terk edilmesi hiçbir mahzur teşkil etmez. Belki kerametin terk edilmesi izhar edilmesinden daha evladır.[5]

Silsile-i Saadat Efendilerimizden Seriyyi Sekati (RA) Hz.leri’ne denilmiş ki: “Falan kimse bir gecede Mekke’ye yürüyor.” Bunun üzerine Seriyyi Sekati (RA) Hz.leri: “Allah (CC) Hz.leri’nin lanetinde olan şeytan da bir saatte doğu ile batının arasını kateder.” diyor. Seriyyi Sekati (RA) Hz.leri’ne başka bir zamanda yine deniliyor: “Falan kimse gökte uçuyor.” Bunun üzerine Seriyyi Sekati (RA) Hz.leri: “Kara sinek de aynı gökte uçuyor.” diyor. Yine diyorlar ki: “Falan kimse, suyun üzerinde yürüyor.” Bunun üzerine Seriyyi Sekati (RA) Hz.leri: “Balık da suyun üzerinde yürüyor, yüzüyor.” diyor.[6]  Bu büyük zatın cevaplarından ve izahından anlaşılmıştır ki, uçmak, kaçmak, su üzerinde yürümek büyük bir meziyet değildir. Bunu en aciz mahluk da yapıyor. Esas fazilet, istikametli ve Halik’ın (CC) rızasını kazanan bir kul olabilmektir.

Böyle olmakla beraber keramet haktır. Keramet, sihirbazlıkla karıştırılmamalıdır. Bu ancak istidracat olur. İstidracat: Kafir ve zalim kimselerin bela ve azabını artırmak veya tuğyanlarının artmasıyla muahaza ve cezalarını bir müddet sonraya bırakmak suretiyle kendilerinin ellerinde veya şahıslarında arzu ve iddialarına göre zuhur eden harikulade hallerdir. Bu hususta Yüce Allah (CC) Hz.leri buyurur: “Ben onlara mühlet (zaman) veriyorum. (İplerini uzatıyorum) Şüphe yok ki benim fendim sağlamdır.”[7] “Onun için bunlar (azgın adamlar), kendilerine ne hatırlatıldı ve öğüt verildi ise, onları unutunca üzerlerine her şeyin (her zevkin ve her nimetin) kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen o şeyler (o genişlik ve serbestlik) yüzünden (tam şımarıp) ferahlandıkları vakit de onları (nimet azgınlarını) ansızın tutup yakalayıverdik ve artık o anda onlar bütün ümitlerinden mahrum kaldılar.”[8]

Mesela Firavun, dört yüz sene yaşıyor ve bu hayatı boyunca mutfağında bir tası, su kupası dahi kırılmıyor. İşte bu hal istidracdır.”[9] Bu hususta Nebiler Nebisi (SAV) buyurur: “Kulun, masiyete devam ve israr etmesine rağmen, Allah (CC) Hz.leri’nin onu nimetten sevdiği şeyi verdiğini görürsen, bu ancak ondan (Cenab-ı Hak’tan) bir istidracdır.”[10]

Evet günümüzde de pek çok kafir ve zalimlere verilen debdebeli hayat, bol servet, istediklerine nail olmak ve küfür zulüm hareketlerinde bulundukça nimetin artması halleri, elbet istidracdır. Ehl-i sünnet alimleri sözbirliği ile bildiriyor ki, Peygamberlerin (AS) mucizeleri olduğu gibi evliyanın da kerametleri vardır. Çünkü Peygamberlere (AS) tabi olanları, onlara uyanları Allah-ü Teala (CC) Hz.leri çok sever. Onlara diri iken de vefatlarından sonra da kerametleri ihsan eder. Peygamberlerin (AS) ve evliyanın vefatlarından sonra da mucize ve keramet göstermeleri onladır, doğru söylediklerini daha iyi bildirmektedir. Çünkü diri iken olan mucizeleri ve kerametleri gören kafirler, bunları başkasından öğrenerek yapıyorlar sanırlar. Fakat vefatlarından sonra hasıl olan mucize ve kerametler için böyle sanmak ve söylemek olamaz.

Mucizeleri ve Kerametleri Allah-ü Teala (CC) Hz.leri yaratmaktadır. Yalnız O'nun (CC) kudreti ile olmaktadır. Peygamberlerine (AS) ve velilerine ihsan ederek ikram ederek onların sebebi ile onların şefaatleri ile yaratmaktadır. Peygamberler (AS) masumdur, hiç günah işlemezler. Şeytan Peygamberin (AS) şekline giremez. Evliya da Peygamberlerin (AS) varisleridir. Şeytan onlara da yaklaşamaz.

www.GAVSULAZAM.de


[1] Al-i İmran S. A.37

[2] En-Necm S. A.40

[3] Akaid Nesefi

[4] Mirkatül Mefatih Cild1. S.73

[5] Kenarlı Berika Cild1. S.148

[6] Kenarlı Berika Cild1. S.147

[7] El-Kalem S. A.45

[8] El-Enam S. A.44

[9] Fıkhül Ekber Şerhi S.148 (küçük boy kitap)

[10] Ahmed bin Hanbel (RA), Taberani

 

İNDEX       ::       GAVSULAZAM       ::       ONİKİ İMAMLAR       ::      SİLSİLE      ::       YOLUMUZ    ::       HOME

©2003-2004   GAVSULAZAM.de      Her hakkı mahfuzdur.