MÜRŞİD-İ KAMİLİN İSBATI

Ey sadık talıp! Hak yoluna sülûk edecek kişiye Allah-u Teala (CC) Hz.leri'ni sevdirecek bir Mürşid-i Kamil araması ve bulması elbette lazımdır. Zira bir kimse Allah (CC) Hz.leri'ni sevmezse, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri'ne talıp olamaz. Onun için bir Mürşid-i Kamiller talep edene, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri'ni sevdirirler.

 

Resul-i Ekrem (SAV) Efendimiz buyururlar ki: “Muhammed’in (SAV) ruhu kudreti kabzasında bulunan Allah-ü Teala (CC) Hz.leri hakkı içün, Muhakkak ki Allah-ü Azimüşşan’ın (CC) en sevgili kulları, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni kullarına ve kulları da Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne sevdirenlerdir.”[1]

Bir gün Resul-i Zişan (SAV) Efendimiz yere kum üzerine kendilerine doğru düz bir çizgi çizdiler ve: “İşte bu yol Allah (CC) Hz.leri’nin yoludur.” buyurduktan sonra o çizginin sağına ve soluna birçok çizgiler daha çektiler ve: “İşte bunlar da her birinin başında şeytanın oturduğu yollardır ki, bu yollara girenler de şeytana uymuş olurlar.” buyurdular ve şu Ayet-i Kerimeleri irad buyurdular: “Şu emrettiğim yol benim dosdoğru yolumdur; hep ona uyun. Başka yollara ve dinlere uyup gitmeyin ki, sizi onun yolundan saptırıp parçalamasınlar. İşte Allah (CC) kötülükten sakınasınız diye size bunları emretti.”[2]

Yüce Allah (CC) Hz.leri şöyle buyuruyor: “Biliniz ki Allah’ın (CC) velileri (şeriata tam olarak bağlı kulları) için hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. Veliler, o kimselerdir ki, Allah’a (CC) iman edip emirlerine aykırı hareket etmekten sakınırlar. Onlar için dünya hayatında da (Kur’an’ın ve Peygamberin haberleriyle) ahirette de (cennette) müjdeler vardır. Allah’ın (CC) kelimelerinde (verdiği sözlerde) asla bir değişme yoktur. İşte bu (cennetle müjdelenme) en büyük kurtuluştur.”[3]

Şeyhlerin (velilerin) Allah’ın kullarını Allah (CC) Hz.leri’ne sevdirmelerinin sebebi sadık müridlerini muhlis (halis) ve gerçek taliblerini Resul-i Zişan’a (SAV) ittiba edebilecek hale getirmeleridir. Zira Yüce Allah (CC) Hz.leri buyuruyorlar ki: “(Resulüm), şöyle de: - Eğer siz Allah’ı (CC) seviyorsanız, hemen bana uyun ki, Allah da (CC) sizleri sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Zira Allah (CC) çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”[4]

Bilmiş ol ki, şeyhler (mürşid-i kamiller) yeryüzünde Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin yiğitleridir. Hak Teala (CC) Hz.leri onlar vasıtasıyla gerçek müridleri (zatını murad eden) irşad buyurur.

“--Resulüm, şöyle de: -Ey insanlar; size Rabbinizden hak (Kur’an ve Peygamber) geldi. Artık hidayeti kabul eden, kendi nefsi için kabul etmiş olur ve sapıklığa düşen de kendi aleyhine (zararına) sapmış olur. Ben de, sizin üzerinize vekil değilim.”[5]

Sevdiği bahtiyar kulları hakkında Yüce Allah (CC) Hzleri şöyle buyurur: “Doğrusu iman edip de salih ameller işleyenler; işte bunlar da yaratıkların en hayırlısı olanlardır. Allah (CC)  onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan (CC) hoşnud.”[6]

Zira şeyhler taliblerin çobanı gibidir, çobanı olmayan koyunu elbette kurt kapar. Bir başka delil de şudur: O iki cihanın, fahri kainatın serveri, bütün yaratılmışların beyi, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin Habibi (SAV) iken ve hassaten kendisi için yaratılmış, kendine “Sen olmasaydın bu alemi yaratmazdım” demiş iken, Cebrail (AS) O’na (SAV) Mürşid oldu ve O’na (SAV) kılavuzluk etti. Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimiz de bu hak yolu mürşidsiz yürümedi. Cebrail (AS) geldi, O’nu (SAV) kendi makamına kadar götürdü ve: “Ya Muhammed (SAV)! Ben makamıma kadar geldim, bundan öteye bir adım atarsam yanar helak olurum.” dedi. Efendimiz de: “Ya ben ne yapayım yolu bilmiyorum, nereye gideyim?” dedi. Bunun üzerine başka bir melek geldi ve onu alarak ileri götürdü. Böylece birçok meleklerin kılavuzluğu ile Kab-e Kavseyn makamına varıncaya kadar o iki cihan fahrine (SAV) nice melek mürşid (yol gösterici) oldu.

Evet! Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimiz Habib-i Kibriya iken Cebrail (AS) kendisine burak getirdi. Sidret-ül müntehaya kadar götürdü ve kendisi daha yukarı geçmeye mezun olmadığından orada kaldı.”[7] İki cihanın serveri, ins ve cinnin Peygamberi (SAV) de Mürşidsiz gidemediğinden kendisine kılavuzluk edecek melekler gönderildi.

Ey “müslümanım” diyen kişi! Senin ise ipin henüz nefsinin elindedir. O nefis seni her gün biraz daha haktan uzaklaştırmaktadır. Böyle olduğu halde “Bana mürşid gerekmez” der durursun. Ne zaman aklın başına gelecek de Ayet ve Hadis-i Şerif’lere tabi olacaksın? Böyle bekleyip durursan bak ne olacak.

Alemlerin Halikı (CC) Nebiler Nebisine (SAV) şöyle buyuruyor: “(Ey Resulüm) de ki: Hepimiz beklemekteyiz. Siz de bekleyedurun. Çünkü doğru yol sahihleri kimler bulunduğunu ve doğru giden kim olduğunu yakında bileceksiniz.”[8]

Ey doğru yolu arayan kul! Bu Ayet-i Kerime’lere artık bir kulak ver, hakikati ara bul. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin veli kullarının alametlerinin bazıları, onlar kendileri ile beraber bulunup meclislerinde ve sohbetlerinde bulunan kimselerin en güzel bir şekilde Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni anmalarına (zikretmelerine) vesile olurlar. Onların bu alametleri yüzlerindedir. Onlar gerçekten Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin veli kullarıdır. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin veli kulları talib olanların kalbini Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin sevgisiyle doldururlar. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin veli kulları karanlıklarda etrafı aydınlatan ve doğru yolu gösteren kılavuzlardır.

Ey Aziz! Ehlullah demişler ki: “Tarikata sülük, Peygamberlerin velilerin ve Allah (CC) Hz.leri’ne yakın olanların ahlaklarındandır. Şeyhler (veliler) yeryüzünde Hak Teala (CC) Hz.leri’nin askerleridirler. Onların vasıtasıyla Hak Teala (CC) Hz.leri gerçek müridleri (zatını murad edenleri) irşad eder. Şeyhler sebebiyle Hak Teala (CC) Hz.leri gerçek talihlere hidayet eder.

Şeyhler, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin kullarını Hak Teala (CC) Hz.leri’ne sevdirmeye sebeptirler. Sakın: “Şeyhe ne ihtiyaç var?” diye kendini salıp koyverme. İyice inan ki, herkese bir şeyh lazımdır. Mürşidsiz yola çıkan kimse için sonunda azgınlığa düşer. Şeyhler din yolunun kılavuzlarıdır.

Ey “Mü'minim” diyen kişi! Acaba sen kim oluyorsun da kendi başına rehbersiz “Ben hakka giderim.” Diyorsun? Halbuki senin nefs-i emmaren olan kötü sıfatların seni ellerine geçirmişler. Nefsin islahı için elbette bir Mürşid-i Kamile ihtiyaç vardır. Zira Şeyhler, Mürşid-i Kamiller, Resülullah (SAV) Efendimiz’in Naibleridirler.

Hz. Allah (CC) Hz.leri Kur’anında, “Evliyanın korkusu ve üzüntüsü yoktur.” der. Halbuki sen: “Korkmak gerektir! dersin. Bu hangi korkudur? Evliyaullahın gönlünden silinen korku, dünyanın ve ondakilerin (yani insanların) ekserisinin cehennem ve cennete girip girmeme korkusudur. Evliyaların yaşadıkları müddetçe korkulan bu gibi bir şeyler olmayıp ancak Cenab-ı Hak (CC) Hz.leri’nin rızasını kazanamama, Resulullah’a (SAV) ünsiyet edememe (yakınlık kuramama) ve uzak kalma korkusudur. Evliyaullah Haktan başkasına gönül vermez. Dünyada Allah (CC) Hzleri’nden ayrılmaz, ancak O’ndan (CC) korkarlar.

Yüce Allah (CC) Hz.leri yukarıda beyan eylediği ayetlerinde: “Benim veli kullarıma korku yoktur, onlar mahrum olmazlar.” buyurması bunun içindir. Zira bu hususta Yüce Mevla şöyle buyuruyor: “Hakikaten insan için kendi çalıştığından başkası yoktur.- Ve Muhakkak onun ameli yarın (kıyamette) görülecek. Sonra ona en değerli mükafat verilecek.”[9]

Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin veli kulları, dünyada ve ahirette mahrum olmazlar ve onlarla beraber olup kötülüklerden uzak kalıp rızaya, cemalüllaha nail olmaya gayret edenleri Yüce Allah (CC) Hz.leri mucizel beyanında medhü sena ediyor.

“-Ey müminler! Allah’tan (CC) korkun! (fenalıklardan sakının) İmanda ve sözünde doğru olanlarla beraber olun.”[10]

Bu sadıklar kimlerdir? Şeriat ve tarikat ile doğru çalışan Meşayıhlardır. Çünkü şeriatsız tarikat, tarikatsız da şeriat olmaz. Şeriat siyeç ve surdur. Tarikat içinde bahçedir. Şeriat olmasa tarikat bahçesini şeytan mahveder. Tarikat olmasa şeriatı şeytan mahveder.

Şeriat ve tarikatle amel eden, Resulullah’ın (SAV) izinden gider. Yukarıdaki Ayet-i Kerime’de evvela iman etmeyi, sonra Allah (CC) Hz.leri’nden korkmayı emrediyor. Sonra da “sadıklar ve doğrular ile beraber olun” diye buyuruyor. Şeriatle amel, tarikatla sülük etmeyenler, sadıklardan olamaz. Ancak şeriatı, tarikatı beraber edenler, sadıklardan olurlar. Bunların başı da, doğru olan alimler ve meşayihlerdir. İşte Cenab-ı Hak Teala (CC) Hz.leri “bunlarla beraber olunuz” diyor. Yoksa dini parayla satan ve Ayet-i Kerime’leri işine geldiği gibi konuşup, konuştuklarıyla amel etmeyen din düşmanlarıyla değil. Bu hususta Yüce Allah (CC) Hz.leri ne buyuruyor: “Benim ayetlerimi, dünya menfaati karşılığında birkaç paraya değişmeyin ve ancak benden korkun. (Kitabıma iftira ve tahrif yapma hususunda yalnız benden korkun).”[11] İşte böyle olanlarla da beraber olunmaz. Bu gibilerin şerrinden Allah (CC) Hz.leri’ne sığınırız.

Peygamberimize Cebrail (AS) delil olmuştur. Hz. Adem’e (AS) Cebrail (AS) ekmeyi, biçmeyi un etmeyi öğretmiştir. Her şey için sebep vardır. Allah-ü Teala’ya da (CC) kavuşmak için sebepler vardır.

Ey hak yolcusu! Sen Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin sevdiği kulları olan veli kulları vasıtasıyla rızasını kazanmak istemez misin? İstersen durma! Onların (velilerin) nişaneleri vardır, ararsan bulursun.

İlim ikidir, biri Fıkıh İlmi, biri de Maneviyat ilmidir. Fıkıh şeriattır. Maneviyat ise tarikattır. Bunların yalnız şeriat ilmini bilen Ulema-i Fıkhiyye’dir. Hem şeriat hem tarikat ilmini bilen Ulema-i Billah, Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin en çok sevdiği Mürşid-i Kamillerdir.

İşte bu yolda yukarıda Ayet-i Kerime’lerde beyan edilen Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin sevdiği kulları hem şeriatla ve hem tarikatla suluk eden ve bu huzuru bulanlar, Yüce Allah (CC) Hz.leri’nin kullarını Yüce Allah (CC) Hz.leri’ne sevdirirler.

İrşad edicilerin var olduğu tefsirlerde geçmektedir. Hz. Musa’nın (AS) kavminden bir taife haklı olarak naşı irşad ederler ve adaletle muamele ederler. Hüküm verirler. İşte Hz. Musa’nın (AS) ümmetinde bunlar var olunca Resul-i Ekrem (SAV) Efendimiz müteessir oldu. “Benim ümmetimde böyle irşadcılar yok mu acaba?” deyince Yüce Allah (CC) Hz.leri şu Ayet-i Kerime’yi inzal buyurdu: “Yine bizim yarattıklarımızdan bir ümmet de vardır ki, rehberlik ederler ve Hak ile hüküm verirler.”[12]

Bu Ayet-i Kerime gelince Resulü Ekrem (SAV) Efendimiz çok sevinmiş ve bunun üzerine: “Elhamdülillah benim ümmetimde de Musa’nın (AS) ümmetinde Peygamberler nasıl irşad ve Hakk’a (CC) hidayete vesile oldular ise, benim ümmetimde de öyle irşad sahibi olurlar.” diye buyurmuştur.

İşte yukarıdaki Ayetlerde vesile arayınız. Allah-ü Teala (CC) Hz.lerine yakınlık için dediği bunlardır. Bunlar Ulema-i Ümmet’tir. Bunlar Arif-i Billah’tır. Bunlar her zamanda vardır. “Nerede bulayım? deme. Sen cidden Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne yakınlık dilersen ya O’nu (CC) sana getirir ya da seni O’na (CC) götürür kavuşturur. Bunlar yeryüzünde her zaman bulunur. En az kırk veya üçyüz, yediyüzdürler. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in zahiri var, batını var. Batınının batını var. Hatta yedi batına kadar batını var. İşte o kör olanlar, Kur’an’ın yalnız zahirinde kalırlar. Batınına girişemezler ve anlayamazlar. Bunun için batınını bilenlerle mücadele ederler.

Ey İrşad talebinde bulunan talib! Bu hakikatlara çok dikkat et! Gerçek gözüyle gör ki, hakikatların sırrına erebilesin. Hakbeyn olanlar hakkı görürler, onlar gözlüdürler. Hutbeyn olanlar ise, Hakk’ı (CC), haklıyı haklı göremezler. Onlar da onun için kördürler.[13]

Ayetler demek, alametler demektir. Peygamberlerden (AS) zuhur eden mucizat, evliyalardan zuhur eden keramet hep Allah (CC) Hz.leri’ndendir. Her birinin yaratıcısı Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’dir ve her biri Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin alametidir. Kuldan ne olur, ne olabilir. Onların hepsi Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin alametidir ki, Enbiyasından, Evliyasından zuhur eder. Fakat hepsi O’nun (CC) nişanıdır, varlığına işarettir, yapan O’dur (CC). Layığına göre yapar.

Enbiyaları görmedinizse evliyaları gördünüz. Onlar kıyamete kadar vardır. Bunlardan (evliyalardan) neler gördük, dertliler deva buldu, hastalar şifa buldu, kalbi ölüler dirilip maksuduna erdi, rızaya Cemalüllaha nail oldu. Çünkü Allah-ü Zülcelal (CC) Hz.leri Mucizel Beyan’ında emretti. Bu manevi yoldan zatına kavuşacaklarını buyurdu ama yol kesici olanlar: “Böyle bir şey yoktur.” derler. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin evliyaları Allah’tan (CC) gelen her şeye inanırlar ve sakınılması lazım gelen her şeyden de sakınır ve sakındırırlar. Onlar (evliyalar) için dünyada sağ iken müjdeler gelir ve ahirette de gelir. Bu Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin vaadidir. Yalan yoktur. “Bu müjde büyük kurtuluştur.” buyuruluyor.

Ne yazık ki bu müjdeyi dünyada almanın yolunu ve erkanını bilmeyenler ve hatta bu müjdenin ne olduğunu bilmeyenler var. Aksine inkar edenler var. İşte Yüce Allah (CC) Hz.leri yukarıdaki Ayet-i Kerime’lerinde beyan ediyor. Şeriatle amel ve tarikatle sülük edenler hakikat sırrına erenlere marifetullah verilir, ve Arif-i Billah olur.

www.GAVSULAZAM.de


[1] Allah’ı Niçin Anıyoruz?

[2] El-Enam S. A.153

[3] Yunus S. A.62-63-64

[4] Al-i İmran S. A.31

[5] Yunus S. A.108

[6] El-Beyyine S. A.7-8

[7] Miftahül Kulub

[8] Ta Ha S.A.135

[9] En-Necm S. A. 39-41

[10] Et-Tevbe S. A.119

[11] El-Bakara S. A.41

[12] El-Araf S. A.181

[13] Bak Rad S. A.25

 

Mürşid-i Kamil kimlerdir?

 

Mürşid-i Kamilin vazifeleri nedir?

 

Mürşid-i Kamil: Hadis-i Kudsiler

Mürşid-i Kamil: Hadis-i Şerifler

 

Mürşid-i Kamilin isbatı

 

 

Mürşid Şefaat edebilir mi?

 

Mürşid-i Kamilin lüzumu

 

Mürşid-i Kamil nasıl bulunur?

Mürşid-i Kamile intisap etmek

 

Mürşid-i Kamilin öncülüğü

 

 

Mürşid-i Kamilin İmdadı

 

Mürşid-i Kamil her asırda vardır

 

Mürşid-i Kamilin ehemmiyyeti

Mürşid-i Kamile ihtiyaç var mıdır?

 

Mürşidler Allah'ın (cc) askeridirler

 

© 2003-2004 GAVSULAZAM.de                          Her hakkı mahfuzdur.