......................................................................
Keremi bol, çok cömert, karşılık beklemeksizin veren…
......................................................................

 

 

“İyilik yapan, Keremi bol, cömert” anlamına gelen “el-Kerîm” İsm-i Celili, Kur’an-ı Kerim’de Rabbimizin  (CC) ismi olarak iki yerde geçmektedir.

“...Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim (CC) Gani (hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır.”[1]

“Ey insan, Kerim olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?”[2]

Kerim olan Rabbimiz (CC) bizi yaratmış. İhtiyacımız olan havayı, güneşi, suyu bol miktarda yaratmış. Vücudumuzun organlarını parayla almaya çalışsak trilyonlar versek alamayız.
Rabbimiz (CC) bize karşılıksız olarak vermiş. Verirken mümin kafir ayırımı da yapmamıştır. Kullarını müsafir olarak ağırlayacağı, dünyayı da çiçeklerle, böceklerle, yıldızlarla, denizlerle süslemiş.

Azıcık ibadetlerimize, sadakalarımıza bol sevap va’deden Kerime iman edenlerde Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin kullarına karşı iyilik yapmaya devam ederler. İnsanların hatalarını görmemeye çalışırlar. İnsanların küçücük iyiliklerini gözlerinde büyütürler.

İnsanlara iyilik yaparken hak edip etmediğini düşünmezler. Çünkü Kerim olan Rabbimiz (CC) bizlere nimetler verirken bizim ona layık olup olmadığımızı hesaba katmadan O (CC)  kereminden vermiştir.

Evren en ince ayrıntısına kadar Allah-ü Teala (CC) Hz.leri tarafından yaratılmış ve O’nun (CC) sıfatlarıyla şekillenmiştir. Var olan herşey, O’ndandır (CC). Tüm güzellikler, incelikler O’nun (CC) aklının tecellileridir. Diğer tüm varlıklar gibi insanlar da O’nun (CC) dilemesi ile yeryüzüne gelirler. Anne karnında bir çiğnem et parçası olan insan büyür, güzel bir yüze sahip olur ve böylece -ü Teala (CC) Hz.leri’nin sanatını yansıtır. Nitekim bir ayette insanın üstünlüğü şöyle bildirilmiştir: “Ey insan, ‘üstün kerem sahibi' olan Rabbine (CC) karşı seni aldatıp-yanıltan nedir? Ki O (CC), seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı. Dilediği bir surette seni tertib etti.”[3]

Ancak bazı insanlar düşünebilme yeteneğine sahip oldukları halde, böyle mükemmel düzenlenmiş bir dünyaya nasıl geldiklerini, çevrelerindeki sayısız nimetin kim tarafından verildiğini düşünmezler. Kuran'da bu insanlar için şöyle denmektedir: “Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti. Şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör.”[4]

Kendisine verilmiş olan yeteneğini kullanan ve görüp akleden bir insan ise düşünür; kim tarafından yaratıldığını, kendi başına elde etmeye asla güç yetiremeyeceği sayısız nimeti kimin verdiğini, algılama, düşünebilme, akledebilme kabiliyetinin kimin armağanı olduğunu... Bunları düşünen insanın ise karşısına çıkan gerçek tektir: Onu var eden, kendisine asla güç yetiremeyeceği üstün nimetleri bağışlayan, son derece cömert bir Yaratıcı vardır. Bu Yaratıcı kitabında insana şöyle seslenmektedir: “Yaratan Rabbin (CC) adıyla oku! O (CC), insanı bir alak'tan yarattı. Oku! Rabbin (CC) en büyük kerem sahibidir; Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti. Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden. Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir (CC).”[5]

Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi kendisini yaratan 'en büyük kerem sahibi' Allah’a (CC) karşı insana düşen görev şükretmek ve azgınlaşmamaktır. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri insana sayısız nimetler vermiş ve karşılık olarak da yalnızca kendisine kulluk etmesini, büyüklenmemesini istemiştir. Elbette bu Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin samimi kullarının üzerinde taşıdığı ahlaktır. Onlar da dünyada gösterdikleri bu faziletli tavırlarının karşılığını ahirette daha üstünüyle alacaklardır.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri bazı kullan hakkında keremiyle, bazı kullan hakkında da intikamiyle muamele buyurur, emir ve irade O’nundur (CC), O’na (CC) hesap soracak, niçin böyle ettin diyecek bir kudret yoktur. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri Kerimdir, muktedirken affeder, vad edince sözünü yerine getirir. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, iyilik edenlere mükafat vad etmiş ve bu vad, kullar için bir hüccet olmuştur. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin bu vadini yerine getirecek iyiler, behemehal mükafatını bulacaklardır. Bir de tehdit manasına (vaid) vardır. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, kullarının kötülük yapıp da mücazat görmelerine razı olmadığı için, kendilerini azab ile tehdit etmiştir. Vaid budur. Bu vaid hükmünce, günah yüküyle huzuruna gelen kulların hepsi de azab ile mahkum olmak icab ederken, O (CC) dilediğini adliyle muaheze eder, dilediğini keremiyle afveder. Demek ki, bazı kullan hakkında vaidini infaz etmemesi de O’nun (CC) lutf ve keremidir.

Yine O’nun (CC) lutf ve keremidir ki, bazı kullarına umduğundan ziyade ihsan eder. Çok meşakkatli olmayan bazı ibadetlere, yine o cinsten kat kat meşakkatli olanların sevabından daha çok bir sevab tahsis buyurur. Nitekim bazı zamanlarda, bazı mekanlarda yapılan bir ibadete diğerlerinden fazla sevap tahsis edilmiştir. Mesela, mübarek gecelerde ve Harem-i Şerif gibi mübarek yerlerde yapılan ibadetler imtiyazlıdır.

Kendine sığınan düşkünleri, kimsesizleri reddetmez. Huzuruna çıkmak için vasıtalar aranmasına da müsaade etmez. Yarın, hesab ve muhakeme gününde, bazı kullarını inceden inceye hesaba çektiği halde, bazılarını da hafifçe geçiverir. Bütün bu saydıklarımız, mahza Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin keremi eseridir. Bu gibi tahsisat da  “Yef’alüllâhü mâ yeşâ-ü ve yahkümü mâ yürîd” hükümlerindendir; başka sebeb de aranmaz. Bunların hepsinde, ancak Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin kendi bildiği hikmetleri vardır.


[1] Neml S. A.40

[2] İnfitar S. A.6

[3] İnfitar S. A.6-8

[4] İnsan S. A.1-3

[5] Alak S. A.1-8

 
   
 

Ey keremi bol olan Rabbim (CC)! Cömert olan Sensin. Sensin, muktedirken affeden.

Allah'ım (CC)! Vaad edince sözünü yerine getiren Sensin.
İlahi (CC)! İyilik edenlere vaad ettiğin mükafatı verecek, yine Sensin. Sana sığınan düşkünleri, kimsesizleri reddetmeyesin.

Allah'ım (CC)! Bizi ümitsizliğe düşürme. Lütuf ve kereminle bol bol ihsanlar nasip eyle! (AMİN)

.................................................

 

Kula Gerekenler: Ferde veya cemiyete karşı, iyi bir iş yapamadıkları gün ferah olmazlar. Burada şu noktayı nazar-ı dikkate arzetmek isteriz: Bilindiği gibi, iyilik yapanlar çok taciz edilir, katlanmak büyüklüktür. Meyvesiz ağaca kimse taş atmaz, meyvalı ağaca atarlar, yani zahmet verirler, İş bitiren, iyilik seven rahatsız edilir. Çünkü uzaktan, yakından dilek sahipleri etrafına üşüşür. Bilinmelidir ki, bu, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin büyük bir iltifatıdır, teşekkür etmek lazımdır. Çünkü Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, kulunu bu hizmetine kabul etmekle, onun şerefini arttırmıştır. acizlik getirmemeli. Bir de katiyyen gurura sapmamalı, bu tehlikelidir. Düşünmelidir ki, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri bu şerefi hiç vermeseydi veya vermişken geri alsaydı, kul bu imkanları nereden bulacaktı?

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin lutf ve keremine karşı, kişinin ümitsizliğe kapılması da tehlikelidir. Bunun için bir adam ne kadar kötü, ne kadar günahkar olursa olsun Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin afv ve kereminden ümitsizliğe düşmesi doğru değildir -küfür üzerinde ölmedikçe- çünkü ümitsizlik ancak leim olanlara karşı duyulur ve mesela, bu adam leimdir, bundan asla hayır gelmez denir. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri ise kerimlerin ekremi, leimlerin düşmanı, rahimlerin erhamıdır.

 

İsm-i Şerif'in Faideleri: Bir Müslüman ihlasla, inanarak ve yaşayarak “Yâ Kerîm” diye bu mübarek ismin zikrine devam ederse onunu tecellisine, eserlerine nail olur. Ahlakı güzelleşir. Kazancı artar. Her türlü şerden korunur. Günahları affolur.

 

 

 

 
 © 2003-2004     GAVSULAZAM.de    Her Hakkı Mahfuzdur.