......................................................................
Buyrukları ve bütün işleri hikmetli, hikmet ve hüküm sahibi…
......................................................................

 

 

“Hükmeden, işleri sağlam ve hikmetli olan” manasına gelen “el-Hakîm” ismi cemili Kur’an-ı Kerim’de 97 defa geçmekte.

Kur’an-ı Hakim, Allah (CC) kelamı olması nedeniyle lafzı manası gayet muhkem=sağlam, emir ve yasakları hikmetli olduğundan Kur’an-ı Hakim, zikri hakim, Kitabı Hakim olarak isimlendirilmiştir.[1]

Hakim olan Rabbimizin (CC) yarattığı her şey hikmetlidir. Boş, gayesiz, faydasız bir şey yaratmamıştır.
Yarattığı en küçük zerreden en büyüğüne kadar sağlam ve güzel yaratmıştır. Yarattığı her şeyde sağlamlık, güzellik ve faydalılık hedeflenmiştir. Kur’an-ı Hakim’in 1400 yıllık zaman içinde içine bir tek harf sokulamamış, bir tek harf çekilememiştir.

Bir atomun sağlamlığı, estetiği ve faydalılığı günümüzde yeni anlaşıldı. Halbuki Hakim olan Allah-ü Teala (CC) Hz.leri onu binlerce yıl önce yaratmıştı.

Hakim’e (CC) iman eden bir mü’min yaratılan her şeyin bir hikmete binaen yaratıldığını bilir ve hiçbir şeyi israf ve imha etmez.

Yaptığı her şeyin sağlam, estetik ve faydalı olmasına dikkat eder.

“O Allah ki (CC), yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O’nundur (CC). Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu (CC) tesbih etmektedir. O (CC), Aziz, Hakimdir.”[2]

Bugün ulaşılabilen bilgi seviyesi ile şu gerçek ortaya çıkmıştır: Kainatın yoktan var olduğu ilk andan bu yana oluşan tüm olaylar belirli bir plan içinde gelişmiştir. Öyle ki bu planın sonucunda üzerindeki tüm canlılarla birlikte dünya oluşmuştur. Ve akıl sahibi olan insan, yeryüzündeki yerini almıştır. Elbette bu durumda insana düşen, kendi varlığı için en uygun koşulların bir düzen içinde oluşturulduğunu fark edebilmek, kainatın meydana geliş aşamalarındaki hikmetleri kavrayabilmektir. Kendisine verilen bunca nimet karşısında insan unutmamalıdır ki, herşeyin bir amacı ve hikmeti vardır. Kendisinin rahatlıkla yaşayabildiği bir dünya yaratılmıştır ve bu dünyayı Yaratanın kuşkusuz her yaptığı iş hikmet doludur.

“Dediler ki: ‘Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın’.”[3]

“Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a (CC) ve Resûlü'ne (SAV) itaat ederler. İşte Allah'ın (CC) kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah (CC), üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.”[4]

“Ve şüphesiz senin Rabbin (CC), O (CC), onları haşredecektir. Gerçekten O (CC), hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.”[5]

Hakîm, hikmet sahibi demektir. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin buyrukları ve yasakları hep hikmettir ve kullar için, hayr ve menfaat kaynağıdır. Bu buyruklar Kitap ve Sünnetin tarifine göre ifa edilirse, ona mahsus hayr ve menfaat husule gelir, insanlar bilmediğini öğrenir, her an terakki eder, fakat ifa edilmezse hayr ve menfaat kesilir, terakki de durur.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin yasak ettiği şeylere dikkat edilsin. Her biri insanlar için birer afettir. Bu afetleri, haram ve halali yaratan Allah’tır (CC). Onları yapabilecek kuvvet ve kudreti veren de O’dur (CC). Bununla beraber haramı yasak eden, halali mubah kılan da O’dur (CC). Bundaki hikmeti, imtihandır. Bu imtihanla herkes kendi kıymetini ve insanlar birbirlerinin sadakat derecelerini öğrenmiş olacaklardır. Yoksa Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, yasak ettiği şeylere riayet edenlerle etmiyenleri, daha kendilerini yaratmazdan önce biliyordu.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin hiçbiri işi de hikmetsiz ve faydasız değildir. Fakat gerek emir ve nehiylerindeki, gerek işlerindeki hikmet ve faidelerin gayesi, kainatın intizamı ve mukadder olan vakte kadar devamıdır. Yoksa kendi zatına ait bir menfaat değildir. Çünkü Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur ve hiçbir beklediği de yoktur. Kainatın küçük bir modeli olan vücudumuza şöyle bir ibret gözü ile bakarsak görürüz ki, varlığımızdan her uzvun bir hizmeti vardır ve her şey yapacağı hizmete uygun olarak yaratılmıştır. Hiçbir şey hizmetinde aksaklık göstermez, su-i istimal yapmaz, tşte azamızın birbirine uygunluğu, sadakati ve hizmetini güzel yapması sayesindedir ki, “menfaat-i müştereke” meydana geliyor.

Menfaat-i müştereke dediğimiz, eceli tamamlanıncaya kadar, ferdin yaşamasından ibarettir. Ferdin yaşaması için vücudumuzda ayrı ayrı hizmet gören birçok makinaların birleştiği müşterek hedef de, vücude lazım olan gıdanın alınıp üğünmesi ve vücuda muzır maddelerin dışarıya atılması... Modelde gördüğümüz bu tertip ve intizamın bütün kainatta da böyle olduğuna şüphe yoktur. Kainatın her cüzü, sadakatle yapmakta olduğu vazife ile, mensub olduğu küllün selametini temin etmiş oluyor. Fakat bu kanunlar, bu hikmetler ne kadar derin ve ne kadar çok, bunların ihatasına imkan yok...


[1] bak: Yasin S. A.2; Al-i İmran S. A.58; Yunus S. A.1; Lokman S. A.2

[2] Haşr S. A.24

[3] Bakara S. A.32

[4] Tevbe S. A.71

[5] Hicr S. A..25

 
   
 

Ya Rabbi (CC)!  Sensin el-Hakîm! Sual olmaz hikmetine. Adaletınle hükmedersin tüm yaradılmışa.

Allah'ım (CC)! Senin hikmetinden ders alanlardan eyle bizi! Buyruğunda da, yasağında da ilahi hikmetler vardır. Biz bunu bilemeyiz.

Allah'ım (CC)! Bütün yarattıklarından ibret alanlardan eyle bizi! (AMİN)

.................................................

 

Kula Gerekenler: Bir kul ibadet kastiyle, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin bu sonsuz hikmet deryalarını düşünür, sezebildiği kadar görür, görebildiği kadar imanı kuvvetlenir, parlaklığı artar. Mesela, vücudumuzun devamı için alacağımız gıda methaliyle (girişiyle) vücudumuza zararlı maddeleri atacağımız mahrecin yaradılış tarzını düşünmek bile insanı: “Ya Rabbi (CC)! Ne büyüksün, ne hakimsin!” demeğe mecbur eder. Öyle ya, evvelkisi gözlerimize ve burnumuza yakın yaratılmıştır. Çünkü yemeğin nefasetini görelim, duyalım, iştahımız artsın. Bir de, şayet yemekte muzır bir madde varsa veya ekşimiş ise atalım. Fakat iğrendiğimiz mevad-dı gaitanın (dışkı maddelerinin) mahreci (çıkışı) de, his kuvvetlerimize mümkün olduğu kadar uzak yaratılmıştır.

 

İsm-i Şerif'in Faideleri: İhlasla “Yâ Hakîm” diye bir müslüman bu isme devam etse, ilim ve hikmet sahibi olur. Rızkı genişler.

 

 

 

 
 © 2003-2004     GAVSULAZAM.de    Her Hakkı Mahfuzdur.